16/5/2007 - GERİLLA GÖREVİM!!
Efem,
tabiatım gereği,
derin laflar etmeyi seven bi insanım.
Bu nedenle kimi kaçıracağım konusunda,
görevi aldığım andan itibaren kafa yormaktaydım.
Aklım sıra,
öyle birini kaçıracağım ki,
hikayesini anlattıktan sonra,
lafı muhteşem veciz sözlerle bağlayacağım.
Gelin görün ki aklıma gelenler hep uçan kaçan,
işe yaramayacak tipler.
Bazen,
en azından,
ders vermek istediğim kişileri kaçırayım diyorum.
Mesela “ malum kişi “ yi kaçırıp,
Taksim’ deki “ kırmızı nostaljik tramvay “ a benzer bir demokrasi tramvayına bindireyim,
fakat bu tramvayın hiç durağı / istasyonu vs.si olmasın.
İçeriden gelen “ ya ben istediğim durağa geldim, inmeeeek istiyoruuuuumm " sesleri,
benim zalim “ nıhahahahahaha “ şeklindeki kahkahalarıma karışsın filan.
Ya da “ laiklikle Müslümanlık bi arada olmaz. Zaten laik cumhuriyetin sonu gelmiştir “ diyenleri
“ pekii bakın bakalım Mars’ la hayat bir arada oluyor mu, bi araştırın “ diyerek,
bi uzay mekiğine koyup,
aya fezaya yollayayım.
Lakin küresel ısınma vs sebebiyle,
ilerde uzayda başka bi gezegen bulup yaşamak zorunda kalma ihtimalimiz var.
O yüzden uzayla da arayı temiz tutmak lazım.
Eee o zaman kimi kaçıralım?
Robin Williams,
heyyyooooooo!!!
Sebep mi,
ee madem vatana millete hayırlı olan birini kaçıramayacağız,
sefkili de kendisine olaydan bahsedilir bahsedilmez:
- kesin Brad Pitt’ i kaçırırsın şimdi sen!
diye teşhisi koymuş,
yani neredeyse “ erke “ yi bulmuş bi bilimadamı da olsa,
yakışıklı birini kaçıramıycaz,
bari dedim kendim için bi şiy yapiyiim.
sevdiğim birini kaçiriim.
Fikrimiz şu :
Sinemaya ömrünü vakfetmiş yazarınız likelife,
kendisiyle hasret giderecek,
eski günleri yad edecek!
Öyle de oldu netekim
ve lakin bu işler kolay olmadı.
Önce git taaaaa elin Imerikasına,
orada kıy dünya paraya,
kendisine zarar vermeyecek eteri bul,
adamın gittiği bi davete sız,
oraya sızmak için de,
Prada bi kıyafetle Manolo Blahnik ayakkabılar için bi araba daha para bayıl!
( dore kıyafetlerim de sarı saçlarımla muhteşem bi şiy oldu,
beni görmeniz lazımdı.
Cümle Hollywood starları beni görüp,
kıskançlıktan çatladılar )
Sonra bu davette etrafta bir sürü hayran olduğun insanı görünce
ve şampanyaları yuvarladıkça,
sarhoş olup yürüyemez hale gel,
fenalık geçirdiğin lavaboda,
yardımına gelen temizlik görevlilerinden yardım iste,
bu sayede Robin’ i kıstır koridorun temha bir bölümünde
ve eteri burnuna dayayıp,
“ çek bakalım “ diye gülümse.
İnanın kolay bi iş değildi.
Robin uyanır uyanmaz ilk sözü şu oldu:
- burnuma o mendili uzattığında, bir tuzak olduğunu sezmiştim,
buna rağmen, bile isteye kokladım onu biliyor musun? Ahhh öyle güzeldin ki..
- hhşşşşşşşşşştttt sus bakiim noluyo? 1. si kart zamparalığın alemi yok
2- si Stocholm Sendromu için henüz çok erken!!
- fakat, beni bu yüzden kaçırmadın mı sen?
- saçmalama! amacım sadece biraz oturup sohbet etmekti.
- tamam konuşalım. neden senden bahsetmiyoruz?
- bahsedelim. ben kendimden bahsetmeyi zaten pek bi severim.
- tahmin etmiştim..
- efendim?
- yok bi şiy devam et...
- bak şimdi, ben her ne kadar sen beni tanımasan da, ülkemde çok önemli bi gerillayım.
- yaa?
- yaaa... hükümeti çökertmek için cumhuriyet mitingine bilem katıldım!
- alla alla?
- walla! ehmm şimdi ki görevim de, ünlü birini kaçırmaktı. ve seni seçtim.
- teşekkür ederim.
- şimdi ge...
dememe kalmadı,
onu götürdüğüm otel odasının kapısı çaldı.
Usulca gidip açtım.
O da ne!
Karşımda Alpernatif!
Başında dedektif şapkası,
gözü dönmüş bir şekilde,
kafasını araladığım kapıdan içeri sokmuş,
bacakları dışarda,
bir taraftan tepiniyor,
bir taraftan da:
- Robinnnnnnn sakın söylediklerini dinlemeee, likelife aslında ölüüüüü diye bağırıyor.
Yav,
yok yere kıllandıracak adamı.
İncecik ve narin bedenimle,
kapıyı çok fazla tutamadım tabi.
Alpernatif kendisi ve bütün dövmeleriyle odaya girdi:
- bu kızla konuşmayın sakın!, dedi.
- neden?
- o, birden hayatınıza girer bayım, ince sigarasını yakar, tatlı parfümünün kokusuyla sizi kendine çeker ve sonunda 30.000 voltluk gözlerini, taaa gözlerinizin içine diker.
- !!!
- tatlı sözlerine sakın kanmayın, beni de öldüm diye kandırmıştı!
- !!!!!!
- hepsi paracıklarımın üstüne yatmak için bi oyunmuş meğer,
katil sandığım ataletle kankaymışlar, şimdi de ünlüleri kaçırıp sizin beyninize sızacaklar!
- siz kimsiniz!
- bir dost bayım! bu hanımlar yüzünden aylardır cehennemde yanmakta olan bir dost! üstelik oralarda bir bardak buzlu viski bile yok!
Ahhh yazık!
Halini görmeniz lazımdı.
Bir taraftan Robin’ i benim hain planlar yaptığıma inandırmaya çalışırken,
bir yandan sırtında yükselen dumanların farkına bile varmadı.
Çok geçmeden zebaniler gelip kendisini götürdüler zaten.
O giderken hala koridorda
- hayıııııırrr gitmek istemiyoruuuummmm bırakın beniiiiii,
ayrıca kazağım da çoooook güzeeelllll
diyen çığlıkları yankılanıyordu.
Walla, acıdım.
Sonra mı?
Sonra Robin’ le yalnız kaldık.
Ben palyaço maskemi çıkarıp “ do not disturb “ yazısıyla beraber kapının arkasına astım.
Benim için,
önce çocuklarını görebilmek için kadın kılığına giren bi adam oldu,
sonra Patch Adams’ taki palyaço burunlu doktor.
Kah beni “ aşkını sonsuza kadar cehennemde bile olsa arayacağına “ inandırdı
kah “ aslında oylama sistemindeki hata yüzünden yanlışlıkla seçilmiş Amerika Başkanı “ olduğuna!
Sonra ben fotografik hafızaya sahip genç bi dahi oldum,
o psikiyatrist olup dertlerimi dinledi.
Bi ara öğretmen oldu,
beni Ölü Ozanlar Derneği üyeliğine kabul etti!
Tabi asil üye olabilmem için önce ölmem gerektiğini söyledi.
Sonra 3 el Jumanji oynadık.
Kafamızda ne kadar korkumuz varsa,
hepsini beraber kovaladık.
Dünyanın zillerini çaldık kaçtık!
En son benim için penguen olup,
“ a mi manera “ yı söyledi,
süper bi İspanyol aksanıyla.
“ ayrılmak vakti “ geldi sonra.
- istediğim bu kadardı, dedim. İlk defa kendim için bi eylem gerçekleştirdim.
- ben çok iyi vakit geçirdim.
- ben de.. hayatım boyunca unutamayacak kadar...
- hmmm o gözlerindekiler, yaş tomurcukları mı yoksa?
- hayır. toz kaçtı da, peri tozu. periler Peter Pan’ ın arkadaşıdır unuttun mu?
- gitme vaktim geldi galiba?
- evet buraya kadardı.
- bir derdin olursa ara. neye ihtiyacın olursa.
- sağol!!
Öylece çekip gitti sonra.
Ben mi onu kaçırdım,
o mu beni yaptıklarıyla hep sıkıntılı anlarımda hayata bağladı,
işte onu karıştırdım..
|